Gazetelerde manşet ve köşeyazılarından geçilmiyor
Hüsamettin Özkan’a büyük ilgi

İki kamuoyu şirketi TBMM’de 150 milletvekilini kapsayan bir araştırma yapmış. Milletvekillerine yöneltilen 21 sorudan birisi “Türkiye’nin en çok konuştuğu 10 isim”e ilişkinmiş. Cumhurbaşkanı Sezer’den Tayyip Erdoğan’a uzanan listede Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan da yer alıyor. Şaşırtıcı bir sonuç…

Diğer 9 ismin listeye girmesinde bir olağanüstülük yok; ama Özkan’ın listeye girmesi gerçekten şaşırtıcı… Nedeni basit: Hüsamettin Özkan, şu son günlerdeki gelişmeler dışında kamuoyunun ismini en az duyduğu şahsiyetler arasında yer almıyor mu? Hakkında hemen hiçbir şey bilinmeyen bir siyasetçi “Türkiye’nin en çok konuştuğu 10 isim” arasında nasıl yer alabilir? Özkan’ın tanınmamışlığı tabii ki sahip olduğu “müktesebat” açısından; yoksa herkesin bildiği (ve hemen her gün televizyon ekranından gördüğü) gibi Başbakan Ecevit’in yanından bir an olsun ayrılmayan bu siyasetçinin “sima”sı haddinden fazla tanıdık!

Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’la, şu son günlerdeki gelişmeler dışarda bırakılırsa, medyada da pek karşılaşmıyorduk. Doğrusu bu “ilgisizlik” de biraz tuhaftı. Olup biteni yakından izleyen herkes gibi medya da Özkan’ın hükümet içindeki (özellikle Ecevit’e yakınlığından dolayı) gücünü pek güzel biliyor ama ne hikmetse “haber yapmak”tan uzak duruyordu. Özkan’a bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri dışında tabii… Medyanın Özkan’a yönelik “ilgisizlik”i ve suskunluğu, Egebank skandalının gazeteleri doldurduğu dönem de devam etmişti. Hatta öyle ki, Özkan’ın kayınvalidesinin isminin 250 bin dolarlık bir ödemeye karışması bile büyük medyanın ilgisine mazhar olamamıştı. Zekeriya Temizel imzalı bir aklama raporu Başbakan’a ulaşıp açıklanmasa, büyük medya okurları ve izleyicilerinin bu konuda dünyadan haberleri olmayacaktı. Tekrarlamakta fayda var: Başta medya olmak üzere belli çevreler pekâla biliyordu ki, Hüsamettin Özkan, kendi bakanlığına bağlı Halkbank ve diğer bankalar üzerindeki nüfuzuyla çok önemli bir şahsiyetti… Hâlâ tereddütü olanlar Etibank dosyası dolayısıyla bankanın eski sahiplerinin ilk elde görüştükleri isimleri hatırlayabilirler.

Hüsamettin Özkan’la ilgili son birkaç gündür medyada bir hareketlilik var. İsmi artık hemen her gün geçmeye başladı; hiç akla gelmeyecek köşeyazarları yavaş yavaş Özkan’dan söz etmeye başladılar. Şimdi isterseniz, son birkaç günün gazetelerini bu açıdan bir gözden geçirelim. Şunu da unutmadan: Özkan hakkında giderek artan bu yayınların habercisi, bizim izleyebildiğimiz kadarıyla, bir haftalık bir farkla Yeni Şafak’tan Fehmi Koru. Koru, son olaylarla birlikte Özkan’ın dokunulmazlığının artık eskisi gibi olmadığına herkesten önce değinen gazeteciydi.

Söylediğimiz gibi basında Özkan haberi artık istemediğiniz kadar! 2 Kasım tarihli Akit’in birinci sayfadan “YİNE O” başlığıyla Özkan’ı işaret ettiğini görüyoruz. Haberin altbaşlığı da şöyle: “5 ay önce Dinç Bilgin’le aynı fotoğrafta yer alan Hüsamettin Özkan’ın adı şimdi de Halkbank’tan verilen usûlsüz kredi dolayısıyla gündemde”. Hemen “Akit’tir ne yapsa yeridir” demeyin; Doğan grubunun “halk gazetesi” Posta da (bu gazetenin logosunda şöyle bir “mesaj” var: “Türkiye’yi ve insanları çok seviyoruz”(!)) Özkan’ı bir biçimde manşete taşımış: “Başbakanlık’ta kavga / Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ın yüzünden Ulaştırma Bakanı Öksüz, yolunu kestiği Ecevit’le Başbakanlık’ta tartıştı. Ecevit tartışmaya neden olan Özkan’ı sert bir şekilde azarladı”. Görüyorsunuz, benzer bir başlık çok değil bir hafta önce mümkün müydü? Posta’da manşete taşınan bu haber, aynı gün Radikal’de de geniş bir biçimde yer aldı.

1 Kasım tarihli Hürriyet’te Fatih Altaylı (evet o da!) şöyle diyor: “Ve Sezer’e gösterilen tepkilere bakın. İki tepki var. Biri Mesut yılmaz, diğeri Hüsamettin Özkan’dan. Ben zaten bu ikisini birbirine çok benzetirim. Tek farkla, birisi geveze, diğeri ketumdur. Ama kafa yapıları, anlayışları yakındır. (…) Bu ikisini, özellikle de Özkan’ı gördükçe, Allah’tan Ecevit’e uzun ömür vermesini diliyorum.” Şaşırtıcı değil mi? 1 Kasım tarihli Radikal’de Hakkı Devrim’in Özkan’ı değerlendirmesi de şöyle: “Siyaset dünyamızın ‘nevzuhur’ simalarından Hüsamettin Özkan da, Mesut Yılmaz’dan geri kalmak istememiş olmalı…Genel başkanlar sultasına parmak basan Cumhurbaşkanı’na, o da aklınca cevap veriyor. (…) Seçmek Hüsamettin Özkan’ın ‘liderleri’nin elinde olsaydı, bugün Çankaya’da kim bulunurdu sualinin akla geleceğini düşünmemesi de ‘nevhuzur’ siyasetçi lehine bir not değil. Kedi olduğunu sanan fare avcısının gayretkeşliği!”

Hüsamettin Özkan’a ilişkin haber ve yazılar açısından 2 Kasım tarihli gazeteler daha bir zengin. Fatih Altaylı köşesinde bir gün önceki yazısı dolayısıyla kendisini arayan Özkan’ın açıklamasına yer vermiş. Yazısını “Özkan’la pek uzlaşamadık. Uzlaştığımız tek konu ise Allah’ın Başbakan’a uzun ömürler vermesiydi” diye bitiriyor. Milliyet’ten Meral Tamer, “Halkbank da Vakıfbank da açıklamak zorunda” başlıklı yazısında “Yalova’yı ve Özkan’ı suç işlemeye davet ediyorum! Dinç Bilgin’in ve Ceylan’ın şirketlerine verilen kredileri öğrenmek istiyoruz” diyor. Hürriyet’ten Zeynep Atikkan’ın da benzer bir talebi var: “Önceki gün Milliyet’te Meral Tamer yazıyordu. Halk bankası, Etibank’a ve Dinç Bilgin’in şirketlerine geçen yıl 120 milyon dolar bu yıl da 67 milyon dolar kredi kullandırmış. Ve de Özkan bugün sorgusuz sualsiz temizlik işlerinde söz sahibi! Bu da normal karşılanıyor.”

Ya Hürriyet’ten Latif Demirci’nin çizgileri?

Bu çerçevede olağanüstü bir yazıyı da hatırlatalım: 1 Kasım tarihli Milliyet’ten Umur Talu’nun “İzler bizi sürükler” başlıklı nefis denemesi… Yazının Özkan’la filan ilgisi yok… ”Anglosaksonların deyişiyle, kamuoyu önünde, açıklık ve şeffaflık bakımından bu kadar ‘low profille’, bu denli dikkat çekmezlik! Pes doğrusu” satırlarıyla sürüp giden bu yazı da bir “okuma parçası” olarak çok mu çok yararlı…

Sonuç olarak şu söylenebilir sanıyoruz: Biraz geç de olsa medya Hüsamettin Özkan’ı keşfediyor! (2 Kasım 2000)