“İrtica yasası”: Dil sürçmüş, doğru olmuş

Sabah, Yeni Binyıl ve Cumhuriyet’in TBMM Plan-Bütçe Komisyonu’nda görüşülen ve kabul edilen tasarıya ilişkin haberlerini okuduktan sonra insan “Bu ülkede iyi ki dördüncü kuvvet var!” demeden edemiyor. Gazetelerin tasarıya ilişkin haber başlıkları sırasıyla şöyle: “İrticaya geçit yok” (Sabah), “İrtica tasarısına ilk vize” (Yeni Binyıl), “İrtica yasasına direndiler” (Cumhuriyet). Aslında son iki başlık bir bakıma “kaş yapalım derken göz çıkaran” türden. Yalan mı, gerçekten de yakın zamanda hükümetin bir KHK olarak bir türlü Çankaya’dan geçiremediği bu yasa tasarısı sözcüğün gerçek anlamıyla bir “irtica” tasarısı değil mi? “İrtica”, yani “geri dönme, geri dönücülük, eskiyi isteme”… Madem ki memleket nihayet AB’ye tam üyelik filan derken biraz nefes alacak, “irtica”nın tam sırası değil mi? Aman “eski”yi isteyelim, olabildiği kadar “geri”ye dönelim, hattâ mümkünse “10. Yıl”ı harfiyen yine yaşatalım!

Sabah’ın “İrticaya geçit yok” başlığı atmasının tam zamanı… Bu haber başlığını ”Her şeye geçit var, ama irticaya geçit yok!” diye okuyacaklar haksız mı? Gazete tasarı iyi anlaşılsın diye “Ne getiriyor?” ve “Kim ne dedi?” başlıklı ek iki sütun daha açmış. Çok tuhaf… Asıl yapılması gereken “Ne getiriyor?” sütununun yanına “Ne götürüyor?” sütununun açılması değil mi? “Yıkıcı veya bölücü eylem ve faaliyetlerde bulunmak; cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birisini değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik eylem ve faaliyetlerde bulunmak; cumhuriyetin niteliklerine aykırı eylem ve faaliyetlerde bulunmak” gibi “irtica” sevdalılarının neredeyse Takrir-i Sükûn Kanunu’ndan bulup çıkardıkları “suçlar”la kamu görevlilerine neredeyse simit satıcılığını bile yasaklayan böyle bir tasarıyı ülkenin “dördüncü kuvvet”inin bir organı bu şekilde ballandıra ballandıra savunur mu? Tetikte bekleyen “cadı avı”nın muhtemel kurbanları kamu görevlileri ne yapsınlar, karınlarını doyurmak için Sabah’a köşe yazarı mı olsunlar?

Cumhuriyet’in “İrtica yasasına direndiler” başlığı da çok mânidar… Gazete “ANAP, MHP ve DSP’li üyeler muhalefetle hareket edince liderler devreye girdi. İktidar milletvekillerinin tepkisi, Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Özkan’ın uyarıları sonucu kırıldı” diyor. Yani özetle, alkışlanması gereken çok “demokratik” bir süreç! Liderler marifetiyle “direnenler”in direnci kırılarak komisyondan geçirilen ve Cumhuriyet’I de memnun eden bu tasarıda gazeteyi yakından ilgilendirmesi gereken (ama gazetede yer almayan) bazı “suçlar” da şöyle sıralanmış: “Yıkıcı veya bölücü veya Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birisini değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik veya bunlara aykırı eylem ve diğer faaliyetlerde bulunmak veya bu suretle kurumların huzur, sükun veya çalışma düzenini bozmak veya boykot, işgal, engelleme, iş yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak.” Nasıl ama? İşte size tamı tamına 9 (yazıyla: dokuz) “veya”lı bir cümle! Hiçbirşey dışarıda kalmasın diye tasarının diğer maddelerinde önümüze kepçeyle dökülen “noktalı virgül”ler bu kez yerlerini aynı bollukta “veya”lara bırakmış. Bu “veya”lar arasında sayılanlar Cumhuriyet’i hiç mi ilgilendirmiyor? Oysa biz onu kamu görevlilerinin davasını savunan, çalışanların boykot veya işgal veya engelleme veya iş yavaşlatma veya grev gibi eylemlerle tepkilerini dile getirmelerini hoş gören bir gazete olarak bilirdik…

Sonuç olarak belki şu: Bir ülkenin kamu görevlileri “irtica” yanlıları tarafından sıkı bir biçimde hizaya getirilmeye çalışılırken varlık nedenini doğrudan demokrasiye borçlu bir “dördüncü kuvvet” öncü kuvvetlere bu kadar da destek verir mi? (14 Kasım 2000)