“Yeni İslâm kadını” mı zirvede,
“eski Türk basını” mı?

“Biz türbanı tartışaduralım, önde gelen Arap kadınları, Mısır’da çok şık giysilerle bir zirvede buluşup, kadın haklarını ela aldı” diyor Hürriyet hemen manşetin altında. Manşet zaten büyük bir özenle seçilmiş: “Zirvede yeni İslam kadını”. Ürdün’de toplanan “Birinci Arap Kadınları Zirvesi”nden haber/yorumlar bunlar. Habere iki de fotoğraf eşlik ediyor. Fotoğraflardan birinde “Toplantıya katılan kadın delegelerin çoğunun başı açıktı” açıklamasıyla “çoğu açık başlı” kadınları görüyoruz; diğeri olduğu gibi “Mini etekli Fas prensesi”ne ayrılmış. Bu fotoğrafın altında da “Meryem, mini eteği ve türbansız başıyla Batılı bir kadından farksızdı” şeklinde bir açıklama yer alıyor.

Dikkat ederseniz gazetenin “yeni İslam kadını”nın en iyi örneği olarak takdim ettiği Prenses Meryem bile, her şeye rağmen (yani “mini eteği ve türbansız başı”na rağmen) tam olarak “Batılı bir kadın” değildir! “Farksızdır” ama “o” değildir… Gazetenin Prenses’in “mini eteği ve türbansız başı”ndan söz etmesi tabiî ki anlamsızdır. “Mini etek” ve “türbansız baş”ın birlikte anılmasının anlamlı olabilmesi için “mini etekli ve türbanlı” bir görünümü tercih edenlerin varlığı zorunludur.

Hürriyet’in bu manşeti ve haberi üzerinde çeşitleme yapmaya haddinden fazla uygun bir habercilik türü. Ama isterseniz biz fazla uzatmayalım da, kalanını siz tamamlayın…

Belki sadece şu küçük not: Bu manşet ve haber “Zirvede yeni Türk basını”na işaret eden çok iyi bir örnek… Ama her şeyin de bir kararı yok mu? ”Zirve”ye çıkmak için bir gazete kendisini bu kadar da zorlamaz ki… (20 Kasım 2000)