RTÜK ve Diğerleri
Esra Ercan

Türkiye’de Televizyon ve radyo yayıncılığının TRT tekelinden çıkmasının üzerinden onbir yıl geçti. Ticari yayıncılığın yasal düzenlemelere bağlanmasının ise bugün artık altı yılı aşkın bir geçmişi var. Yasal düzenleme 20 Nisan 1994 tarihinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) kurulmasıyla ve “3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun ve İlgili Yönetmelikler”in yürürlüğe girmesiyle sağlandı; ancak tartışmalar hala sürüyor. Kamuoyunda RTÜK ile ilgili olarak yapılan tartışmalarda en çok kanal kapatma cezaları üzerinde durulsa da, gözden kaçan ve üzerinde durulması gereken bir çok problemli nokta var. Başta RTÜK’ün yapısı ve yetkileri olmak üzere, 3984 sayılı kanunun pek çok maddesi de tartışmalı konular arasında.

Problemli noktaların başında 3984 sayılı yasaya göre tanımlanan RTÜK’ün yapısı geliyor: “Radyo Televizyon Üst Kurulu, basın, yayın, iletişim, teknoloji, kültür, din, eğitim, hukuk alanlarında birikimi olanlardan ve yüksek öğrenim görmüş devlet memuru olma niteliğine sahip; beşi iktidar partisi veya partileri, dördü muhalefet partilerinin göstereceği adaylar arasından TBMM tarafından seçilen 9 üyeden oluşur.” Bu tanıma göre RTÜK, siyasi denetim mekanizması niteliğinde bir kurumdur. Bununla birlikte RTÜK’ün varlığı, basını basın dışı kurumlar tarafından denetlenir hale getirdiği için sorgulanmalıdır.

RTÜK, pek çok yetkisinin yanında, dinleme ve izleme suretiyle radyo ve televizyon kanallarının denetiminden sorumlu. Kurumun verdiği cezaların büyük çoğunluğu RTÜK’e geniş yetkiler veren 3984 Sayılı Kanun ile Anayasa’nın 39. Maddesi’ne dayandırılıyor. Cezaların bazıları “reklam payları ödenmediği”, bazıları “Türk aile yapısına uygun olmayan yayın yapıldığı”, bazıları da “Toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı yayın yapan, insanların ırk, cinsiyet, sosyal sınıf ya da dini inançları dolayısıyla kınanmaması ilkesine muhalefet edildiği gerekçesiyle verilirken, çoğu “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı yayın yapıldığı” gerekçesiyle veriliyor. 3984 sayılı kanunun yayın ilkelerini belirleyen 4. Maddesinde “genel ahlak, toplum huzuru ve Türk aile yapısına” veya “toplumun milli ve manevi değerlerine” aykırı yayın yapılamaz deniliyor ve bu maddeye dayanılarak kapatma cezaları veriliyor. Ancak “Türk aile yapısının”veya “toplumun milli ve manevi değerlerinin” tam olarak ne olduğuna, bu kavramların sınırlarının nasıl çizileceğine dair kesin bir şey söylemek mümkün değil. Kavramlardaki bu muğlaklık nedeniyle kapatma cezaları RTÜK üyelerinin öznel yargılarına bırakılmış durumda. Öte yandan RTÜK, herhangi bir programı 3984 sayılı kanunun maddelerine aykırı bulduğu takdirde, yalnızca bu programı değil kanalı bütünüyle kapatıyor. Bu durumda kapatma cezaları suç ve cezanın kişiselliği kuralına aykırı hale gelmiş oluyor. Kurumun kanal kapatma yetkisi kamuoyunda daha çok ‘Kapatsın mı? Kapatmasın mı?’ soruları etrafında tartışılıyor; ancak asıl tartışılması gereken, RTÜK tarafından verilen kararların yargı kararı niteliğinde olmasıdır. Nitekim hukuk devletlerinde kuruluşları yargı organları kapatır. RTÜK’ün idari müeyyide uygulaması anayasaya aykırıdır.

3984 sayılı kanunda, Türkiye’nin imzalamış olduğu Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi’yle çelişen maddeler bulunması, bir diğer önemli sorunu ortaya koyuyor. Örneğin ASÖTS’nin 4. Maddesi yeniden iletim özgürlüğünün işleyişini düzenlerken, 3984 sayılı kanunun 26. Maddesi yeniden iletim yasağı getiriyor.

3984 Sayılı yasaya göre RTÜK’e kanal ve frekans bandı tahsisi ile yayın izni ve lisansı verme yetkisi de verilmiş durumda. Ancak özel kanallar hala kamunun malı olan frekansları hiç bir kurula bağlı olmaksızın kullanıyorlar. RTÜK halihazırda frekans tahsisi yapmamış olduğu halde, lisans vermediği televizyon kanallarına geçici ekran karartma cezası verebiliyor.

3984 Sayılı Yasa ile kimlerin radyo ve televizyon sahibi olamayacağı da belirlenmiş. Buna göre siyasi partiler, dernekler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, vakıflar, mahalli idareler ile bu idarelerce kurulan veya bu idarelerin ortak olduğu şirketler, iş ortakları, birlikler ile üretim, yatırım, ihracat, ithalat, pazarlama ve finansal kurum ve kuruluşları özel radyo televizyon kuruluşu kuramaz ve bunlara ortak olamazlar. Bu durum, özellikle televizyon yayıncılığının yüksek maliyet gerektirmesinden dolayı, büyük sermaye girişimcilerine açık bir alan olmasını sağlamakta. Bu nedenle günümüzde televizyon yayını yapan şirketlerin bir çoğu, büyük holdinglerin birer parçası durumunda.

RTÜK ve 3984 sayılı yasayla ilgili olarak yapılan eleştirilerden, elbette ki böyle bir düzenleyici kurulun ve yasanın mevcudiyetinin toptan reddedilmesi gerektiği gibi bir sonuç çıkarılmamalı. RTÜK benzeri kurumlar, hemen her ülkede var ve Türkiye’de de olmalı. RTÜK benzeri düzenleyici kurumların diğer ülkelerde nasıl işlediğine bakmak, “Nasıl bir düzenleyici kurum olmalı?” sorusuna cevap ararken bize yardımcı olacağını düşünüyorum. Bu nedenle aşağıda, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’deki düzenleyici kurulların işleyişlerini kısaca incelemeye çalıştım.

Amerika Birleşik Devletleri

Federal İletişim Komisyonu / Federal Communications Commission (FCC)

Hangi Yasaya Dayanıyor? Sorumlulukları Neler?

FCC’nin varlığı 1934 tarihli İletişim Yasası’na dayanıyor. FCC, doğrudan Kongre’ye karşı sorumluluğu olan bağımsız bir kuruluş. 1934’ten beri pek çok değişikliğe uğrayan İletişim Yasası’na göre FCC, televizyon, radyo, telgraf, uydu ve kablo vasıtasıyla gerçekleştirilen her türlü ulusal ve uluslararası iletişimden sorumlu.

Üyeleri Nasıl Belirleniyor?

FCC’nin yürütme kurulu toplam 5 üyeden oluşuyor. Bu üyeler 5 yıllık bir süre için Başkan tarafından atanıyor ve atamaları Senato onaylıyor. FCC’ye kimin başkanlık edeceğine yine ABD başkanı karar veriyor. Yürütme kurulu üyelerinin yalnızca üçü aynı siyasi partinin üyeleri olabiliyor.

Organizasyon Yapısı Nasıl?

FCC’nin işleyişi toplam 7 büro ve 10 ofis vasıtasıyla gerçekleşiyor. Büroların sorumlulukları şunlar: lisans başvurularını değerlendirmek, şikayetleri incelemek, soruşturmaları yürütmek, düzenlemeye yönelik programları geliştirmek ve uygulamak, oturumlara katılmak. Ofisler ise destek hizmeti veriyorlar. Büroların ve ofislerin farklı işlevleri olmasına rağmen, düzenli olarak bir araya geliyor ve ortaklaşa çalışmalar yürütüyorlar.

Bürolar Hangi Konularda Çalışmalar Yapıyor?

Kablo Hizmeti Bürosu: Tüketiciler, kamu görevlileri ve kabloyla ilgili hizmet veren endüstriyel kurumların tek muhatabı.

Ortak Kariyer Bürosu: Eyaletler arası, bazı özel durumlarda da eyalet içi telefon hizmeti veren şirketlerle ve kablolu ya da kablosuz telekomünikasyon hizmetleriyle ilgili kuralları ve politikaları belirliyor.

Tüketici Danışma Bürosu: Komisyonun çalışmaları, programı ve politikalarıyla ilgili bilgileri kamuya duyuruyor.

Yürütme Bürosu: İletişim Yasası ile Komisyon kurallarını ve emirlerini uyguluyor.

Uluslararası Büro: uyduyla ilgili konularda ve uluslararası düzeyde Komisyonu temsil ediyor

Kitle İletişim Araçları Bürosu: AM ve FM radyolarla birlikte televizyon istasyonlarını düzenliyor. Kablo ve uydu yayınlarıyla ilgileniyor.

Telsiz İletişim Bürosu: cep telefonları, PCS telefonlar ve telsiz iletişimiyle ilgileniyor. Bu büro aynı zamanda elektromanyetik radyo dalgalarının kullanımının iş dünyasının, hükümetin, kamu hizmetinin, uçak ve gemi ulaşımının yararı için nasıl düzenleneceğine karar veriyor.

Ofisler Hangi Alanlarda Çalışıyor?

İdare Hukuku Yargıçları Ofisi, İletişim Sektöründe İş Olanakları Ofisi, Mühendislik ve Teknoloji Ofisi, Genel Kurul Ofisi, Genel Teftiş Ofisi, Yasama ve Hükümet Kurumları ile İlgili İşler Ofisi, İdari Müdür Ofisi, Medyayla İlişkiler Ofisi, Plan ve Politika Ofisi, Personel ve İnsan Kaynakları Ofisi.

FCC Radyo ve TV Yayınlarını Nasıl Düzenliyor?

FCC bünyesindeki Kitle İletişim Araçları Bürosu radyo ve televizyon istasyonları ile ilgili kuralların uygulanmasından sorumlu. FCC’nin bu alandaki en önemli sorumluluğu, yayın kanallarına frekans tahsisini en iyi mühendislik standartlarına uygun olarak sağlamak, lisans başvurularını değerlendirmek, istasyonların lisanslarını yenilemek ve ABD’deki istasyonların kamu yararına yayın yapması gerektiğini öngören yasaları uygulamak. İletişim Yasası’na göre FCC’nin yayınları sansürlemesine kesinlikle izin verilmiyor, bu yüzden FCC’nin yayınları denetleme görevi son derece sınırlı. Kanallar müstehcen veya kaba bir dil kullandıkları, izinsiz piyango düzenledikleri veya para kazanmak için sahte vaatlerde bulundukları takdirde, İletişim Yasası FCC’nin bir istasyonun lisansını iptal etmesine izin veriyor. İletişim Yasasındaki kamu yararı standardına göre, FCC lisans verdiği kanallardan yayınlarında, hizmet verdikleri toplumdaki önemli sorun ve konulara yer vermelerini bekliyor. Ancak ne FCC ne de başka bir hükümet kuruluşu kanalların ne yayınlayacaklarına karışabiliyor.

FCC Kanallara Lisans Vermek İçin Hangi Şartları Arıyor?

FCC radyo ve televizyon istasyonlarına iki türlü lisans verebiliyor: ticari ve ticari olmayan. Ticari olmayan kanal lisansı verildiği takdirde, bu kanalın kar amaçlı reklam almasına izin verilmiyor. Lisans için başvuran istasyonların yayın yapmak için yasal, mali ve teknik olarak yeterli olduklarını kanıtlamaları gerekiyor. Lisanslar 8 yıllık bir süre için veriliyor ve bu süre dolduğunda lisans yenileme başvurusu yapılması gerekiyor, yoksa lisans iptal ediliyor. Lisans yenileme başvurusunda kanalın, Komisyonun belirlediği kurallara uygun olarak eleman çalıştırdığını ve istasyon sahipliğinin de bu kurallara uygun olduğunu belgelemesi gerekiyor. FCC, bütün lisans sahiplerinin eleman istihdam ederken herkese eşit fırsat tanımalarını şart koşuyor. FCC kuralları kanalların işe alacakları kişileri seçerken ırk, renk, din, milli köken veya cinsiyet ayrımı yapmalarını kesinkes yasaklıyor. Lisans sahipleri her yıl düzenli olarak kimleri istihdam ettiklerine dair bilgileri içeren bir raporu ve daha sonra yapılacak elemen alımlarına dair hazırladıkları programı (Eşit Eleman İstihdamı Programı) Komisyona iletmek zorundalar. Bununla birlikte lisans sahipleri ve lisans başvurusunda bulunanlar merkez ofislerinde mesai saatleri dahilinde her an teftişe açık olacak şekilde yerel bir kamu teftiş dosyası bulundurmakla yükümlüler. Dosya, yapılan işlere dair belgeler, sahiplik bilgileri, yıllık işe alım raporları ve yayınlarda önemli kamusal problemlerin işlendiğini ve çocuklara yönelik eğitsel programlara yer verildiğini gösteren bir listeden oluşuyor.

İzleyiciler FCC’ye Kanalları Şikayet Edebiliyor Mu?

FCC, izleyicilerin yayınlarla ilgili şikayetlerini kabul ediyor ve eğer bu şikayetler hukukun veya Komisyon kurallarının ihlal edildiğine dair ihbarlar içeriyorsa dikkatle inceleniyor. Şikayetçi tam adını ve açık adresini, hangi kanaldan ve hangi programdan ne için şikayetçi olduğunu programın tarihiyle birlikte detaylı olarak bildirmek zorunda.

FCC İfade Özgürlüğüne ve Yayınlara Kısıtlama Getirebiliyor Mu?

İletişim Yasası’nın 326. Maddesine göre FCC, yayınlanacak herhangi bir metni veya görüntüyü sansürleyemediği gibi, yayın içersinde ifade özgürlüğünü kısıtlar nitelikte herhangi bir düzenleme yapma hakkına da sahip değil. Komisyon, yayınların sanatsal yeterliliğine, yayınlardaki dilbilgisi hatalarına ve yayın içeriğinin niteliğine karışamadığı gibi, bu konularda tavsiyelerde de bulunamıyor. Komisyonun radyo ve televizyon yayını yapma hakkı verdiği lisans sahiplerinden, yayınlarında yerel konulara, haberlere, kamusal meselelere, dine, spor olaylarına yer vermeklerini bekliyor. Bununla birlikte kanallar kendilerine önerilen bu konularda yayın yapmayı ve kamuya duyurulacak resmi ilanları yayınlamayı kabul etmek zorunda değiller. Ancak Komisyon, kanalların her gün sabah 7 ve akşam 10 saatleri arasında en az 30 dakikalık eğitsel amaçlı çocuk programları yayınlamalarını şart koşuyor. Lisans sahiplerinin mutlaka uymaları gereken başka kurallar da var. Üçüncü şahıslar için cevap hakkı doğduğu takdirde kanallar, FCC kuralları uyarınca söz konusu şahsa veya gruba bir hafta içinde isterlerse cevap haklarını kullanabileceklerine dair bir bildiri iletmek zorundalar. Aynı şekilde eğer bir siyasi yorum nedeniyle cevap hakkı doğan bir politikacı varsa (yorum kanala bağlı olarak çalışan bir yorumcu tarafından yapılıyorsa), bu kez kanal 24 saat içinde bu kişiye cevap hakkını kullanmak isteyip istemediğini sormak zorunda. Yine komisyon kurallarına göre kanallar, telefon konuşmalarını yayınlama amaçlı olarak kaydediyorlarsa, konuşmayı yapan kişiye konuşmanın yayınlanacağını bildirmek zorundalar. Siyasi seçim kampanyaları döneminde İletişim Yasası’nın 315. Maddesine göre kanallar, bütün adaylara eşit fırsat tanımakla ve herhangi bir tarafın konuşmalarını sansürlememekle yükümlüler. Yayınlarda herhangi bir suç veya felaket hakkında kasti olarak yanlış/yanıltıcı bilgi vermek de FCC kurallarına aykırı. Bütün bunların dışında yayın kanalları, Amerikan Anayasası’nda yer alan ifade özgürlüğü ile ilgili kısıtlamaları dikkate almak (örneğin Anayasa’da şahısların dinleri, ırkları, milli kökenleri, cinsiyetleri, gelenekleri ile alay etmek kesinlikle yasaklanmıştır) ve yerel yasalara uymak zorundalar.

FCC’nin Nasıl Bir Yaptırımı Var?

Yayın kanalları, FCC’nin belirlediği kuralları, İletişim Yasası’nı, Anayasa’yı ve yerel yasaları ihlal ettikleri takdirde, FCC tarafından ihtar alıyorlar ve gerektiğinde Eyalet Mahkemesi’ne gidiliyor. İhlalin tekrarı halinde FCC kanalın lisansını yenilememeye veya lisansı iptal etmeye karar verme yetkisine sahip.

İngiltere

İngiltere’de birbirlerinden bağımsız beş farklı organ görsel-işitsel iletişim sektöründe düzenlemeler yapıyor: kamu sektöründe görev yapan BBC Yürütme Kurulu / the Board of Governors of the BBC, özel televizyon kanallarıyla ilgilenen Bağımsız Televizyon Komisyonu / Independent Television Commission (ITC), özel radyo kanallarından sorumlu Radyo Üst Kurulu / Radio Authority, yayıncılık standartlarını düzenleyen ve program etiğinden sorumlu Yayıncılık Standartları Konseyi / Broadcasting Standards Council (BSC), yayıncılıkla ilgili şikayetleri dinleyen Yayınlar Hakkında Şikayetler Komisyonu / Broadcasting Complaints Commission (BCC).

Bağımsız Televizyon Komisyonu / Independent Television Commisision (ITC )

Üyeleri Nasıl Belirleniyor?

ITC’nin başkanı, başkan yardımcısı ve Komisyon’un diğer 10 üyesi Kültür, Medya ve Spordan Sorumlu Devlet Sekreteri tarafından atanıyor. Kültür, Medya ve Spordan Sorumlu Devlet Sekreterliği’nin sorumlulukları ve ITC’nin yayıncılık alanındaki düzenleme görevi 1990 ve 1996 tarihli Yayıncılık Yasaları’na dayanıyor. Komisyon üyeleri arasında iş adamları, uzman bankacılar, Parlamento üyeleri, sivil toplum örgütlerinde görevli yöneticiler, program yapımcıları vs. gibi farklı konularda uzmanlaşmış kişiler yer alıyor. ITC bünyesinde ayrıca tam zamanlı çalışan bir kadro da görev yapıyor. Komisyon üyeleri Hükümet tarafından belirlenen ve her türlü kamu kurumunda görevli personelin uymak zorunda olduğu yönetmeliklere uygun çalışmak zorunda.

Komisyon üyelerinin sorumlulukları neler?

  • ITC’nin özerkliğini, bütünlüğünü, nesnelliğini korumak ve ITC’ye ayrılan kamu fonlarının verimli kullanımını sağlamak,
  • Parlamento’nun, ITC hizmetlerinden yararlananların ve vatandaşların istedikleri her türlü bilgiyi vermek,
  • Kamu fonlarının doğru kullanıldığına ve ITC’nin hedef ve sorumluluklarını tam olarak yerine getirdiğine dair Parlamento’nun, ITC hizmetlerinden yararlananların ve vatandaşların denetimine açık olmak
  • Mevcut kaynakların en ekonomik ve en verimli şekilde tahsisini sağlamak, uygun görüldüğü takdirde lisansları iptal etmek.

Komisyon Bünyesindeki Departmanlar Neler?

Program ve Kablo Departmanı: ITC’nin lisans verdiği bütün kanalların yayın içeriklerinin ITC Program Yönetmeliği’ne uygun olup olmadığını denetleme yetkisine sahip. Bu bölüm aynı zamanda kablo ağını genişletmek için de çalışıyor. ITC, programların içeriğine dair şu konularda kısıtlamalar getiriyor:

-Kaba ve müstehcen dil kullanımı, pornografik görüntüler

-Şiddet

-Özel hayat

-Tarafsızlık

-Bağış toplamak

-Dini yayınlar

-Ticari ürünlere aşırı övgü

Reklam ve Sponsorluk Departmanı: Reklamların içeriklerini, miktarlarını ve program aralarına nasıl yerleştirildiklerini ve sponsorlarının programların içeriklerine müdahale edip etmediklerini ITC Reklam ve Sponsorluk Standartlarına göre denetliyor. ITC standartlarına göre reklamlarda ürün hakkında bilgi saklanamaz, başka ürünlere saldırılamaz ve reklamlar zararlı davranışları teşvik edemez. ITC bu konularla ilgili olarak gelen bütün şikayetleri inceliyor ve gerekli gördüğü takdirde soruşturma başlatabiliyor.

Mühendislik Departmanı: Lisans sahiplerinin teknik yeterliliklerini ve frekansların verimli kullanılıp kullanılmadığını denetliyor. Bu departman, teknik standartları, uluslararası standardizasyon ve yeni yayıncılık teknolojileri konularında İngiltere’yi uluslararası düzeyde temsil ediyor.

Ekonomik Düzenleme Departmanı: Ekonomik düzenleme grubu, ITC’ye finansal konularda öneriler sunuyor ve lisans sahiplerinden alınacak ücretlerin miktarını belirliyor. Bu grup ITC’nin kendi içindeki bütün finansal süreçleri denetlediği gibi lisans sahiplerinin de gelir-gider tablolarını denetleme yetkisine sahip.

İdari İşler Departmanı: Yayıncılık yasasına göre ITC, lisans vereceği kanalların sahiplik yapılarının düzenlemelere uygunluğundan emin olmak zorunda. Sahiplik düzenlemelerine göre örneğin, bir politikacı ya da bir reklam ajansı kanal sahibi olamıyor. İdari işler departmanı bu konularda gerekli çalışmaları yürütüyor.

Kamu İşleri Departmanı ve Bölgesel Ofisler: İngiltere kanunlarına göre ITC gibi kurumlar kendilerini kamuya tanıtmak ve çalışmaları hakkında bilgi vermekle yükümlüler. Kamu işleri departmanı ve bölgesel ofisler bu nedenle ITC’nin yayınlarının hazırlanması, halka açık kütüphanelerinin çalışmaları, web sitesinin düzenlenmesi ve araştırma projelerinin duyurulması gibi işlerden sorumlular.

Kaynaklar:

www.rtuk.org.tr
www.fcc.gov
www.itc.org.uk

 

   

kuramcılar | makaleler | kitaplık | akademik linkler  |akademik dergiler | ajanda |

© Bilgi İletişim A.Ş. 1999 Her hakkı saklıdır. Internet Explorer 4.0 ve üstü tarayıcıya göre optimize edilmiştir.